Ayasofya müezzinleri akşam ezanını okuyordu; Haydin kurtuluşa!... Kurtulabilecek miydi acaba? Daha üç saat evvel çıktığı kapıdan tekrar girerken içindeki duygular karmakarışıktı. Cuma selamlığından sonra Sultan Mahmut Hazretleri başının ağrıdığından şikâyetle bir parça istirahat edeceğini söylemiş, o da Paşakapısı’na dönmüştü. Padişahı düşündü. Zavallı adam, tek başına bir ülkeyi ayakta tutmaya çalışıyordu. Mektepler açtırıyor, ıslahatlar yaptırıyor, ülkeyi kalkındırmaya çalışıyordu. Ama zaman, mutsuz insanlar zamanıydı. Halkı fikren çatlamış, herkes birbirine çemkirir olmuştu. Devlet aleyhine çalışan şer şebekeleri her yandaydı. Yüzyıllarca ülkenin şanı ve şerefi olmuş Hacı Bektaş’ın kutsal kazanı yine devrilmiş, ordu ile millet karşı karşıya gelmişti.”